Akdeniz’de İnsan/Göçmen Kaçakçılığı Sorunu: Libya Örneği

                                                                                                                Elif ARAÇ

   Sahraaltı Afrika Bölgesi’nde ekonomik ve siyasi çatışmaların etkisiyle tetiklenen işgücü imkanlarının kıtlığı, yetersiz sağlık ve eğitim hizmetleri sebebiyle hayatını ülkesinde devam ettirmekte zorlanan bireyler, Kuzey Afrika ve Avrupa’da daha iyi bir gelecek ve imkanlara sahip olacağını düşünmektedir. Arap Baharı sonrasında, Avrupa ülkelerinin sınır ve mülteci politikalarının keskinliğinin artması beraberinde düzensiz göç ve insan/ göçmen kaçakçılığının artışına neden olmuştur. Akdeniz Bölgesi genelindeki düzensiz göç süreci Kaddafi rejiminin ardından siyasi bir istikrarsızlık sürecine giren Libya’nın bir yasadışı göç transit ülke konumuna gelmesine zemin hazırlamıştır.

Öncelikle Libya’nın bölgede transit ülke olarak nitelendirilmesi; Avrupa ülkelerinin ve Libya Hükümeti’nin bölgedeki göçmen kaçakçılığı hususunda sürdürülebilir bir çözümü arayışına girmesine neden olmuştur. Öncelikle değinilmesi gereken husus, göçmen profillerinin nitelendirilmesi olacaktır.           

   Libya’ya gerçekleştirilen göçleri 4 bölgesel kategoride toplamak mümkündür.

  1. Ekonomik sebepler dolayısıyla komşu ülkelerden (Nijer, Çad, Sudan, Mısır ve Tunus), Libya’ya yerleşmek üzere gerçekleştirilen göçler.
  2. Ekonomik sebepler dolayısıyla Batı ve Orta Afrika ülkelerinden (Nijerya, Gine, Fildişi Sahili, Gambiya, Senegal, Gana, Mali ve Kamerun) çoğunlukla Libya’ya yerleşmek üzere gerçekleştirilen göçler.
  3. Siyasi baskılar, bitmek bilmeyen çatışmalar ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle Doğu Afrika ülkelerinden (Eritre, Somali, Etiyopya ve Sudan), Avrupa’ya geçmek üzere geçekleştirilen göçler.
  4. Afrika kıtasının dışındaki ülkelerden (Bangladeş, Suriye, Filistin ve Irak), Avrupa’ya geçmek üzere geçekleştirilen göçler.

Bölgesel kategorilere bakıldığında, Libya’nın hedef ve transit ülke konumlarında olduğunu gözlemleyebiliriz. İki farklı kanaldan göçmen hedefinde bulunan Libya sınırları içerisinde belirtilen kategorilerde göç etmek isteyenlere yasadışı olanaklar sunan kaçakçılık örgütleri aktif olarak faaliyet göstermektedir. Sınır aşan faaliyetler gösteren bu örgütler, yasadışı belge düzenleme ve farklı kanallar üzerinden gerçekleştirdiği yolculuklar aracılığıyla göçmenleri  hedefledikleri ülkelere ulaştırmaktadırlar. Genellikle Akdeniz üzerinden botlarla hedef ülkelere gerçekleştirilen göç sürecinde birçok kaza yaşanmakta ve bu durum her geçen gün sayısı artan ölümlere sebebiyet vermektedir.

Değinilmesi gereken bir diğer husus ise, göç etmek isteyen grupların mevcut ekonomik yetersizliklerinin örgütler tarafından insan ticareti faaliyetlerine mahal veren bir duruma dönüştürülmesidir. Yolculuk masraflarını karşılayamayan kişiler istekleri dışındaki işlerde çalıştırılarak ve suç işlemeye zorlanmaktadırlar. Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan raporlarda; göç etmek sebebiyle yola çıkan grupların kaçakçılık örgütlerinin talepleri nedeniyle çoğu zaman hedef ülkeye ulaşamadan öldürüldüğü gerçeği de vurgulanmıştır.

Akdeniz genelinde göç süreçlerinde yaşamını yitiren göçmen sayısına ilişkin veriler, günümüzdeki göçün sadece küçük bir resmini sunmaktadır. Bu çerçevede düzensiz göç olgusunun ulus devletin sınırları aşan ve küresel bir sorun olduğu konusu tartışılabilir olmanın ötesine geçmiş durumdadır. Nitekim hedef, kaynak ve transit ülkelerin tek başlarına çözümleyebilecekleri bir durumun ötesine geçen uluslararası göç olgusu, ülkelerarası iş birliklerini, güvenlik önlemlerini ve ulus ötesi oluşumların gerekliliğini zorunlu kılmaktadır.[1]   Göçmen/insan kaçakçılığının sınır aşan bir sorun olması sebebiyle sürdürülebilir bir çözüm sürecine birçok aktörün dahil olması gerekmektedir. Özellikle sorunun ana itici gücünü oluşturması sebebiyle; Avrupa ülkelerinin sınır politikalarının yapılandırılması önem arz etmektedir. Diğer bir yandan göç sürecinde oluşan insan hakları ihlalleri göz önünde bulundurulduğunda, Birleşmiş Milletler’in ciddi bir sorumluluk alması gerekmektedir. İtalya Hükümeti’nin BM Küresel Göç Sözleşmesi’ni reddederek Salvini Kararnamesi’ni imzalaması göç konusunda Avrupa Ülkeleri’nin durumun politikliğini ve ekonomik çıkarlarını insani hak ihlallerinin önüne geçirdiğinin bir kanıtı niteliğindedir.

Göçmen Kaçakçılığı sorununun global bir gündem olduğu ve ortak bir eylem planı hazırlanmasının gerekliliği Birleşmiş Milletlerinin ana gündem maddesini oluşturmalıdır. Libya üzerinden Akdeniz ülkelerine yayılan yasadışı göç dalgasının çözümü için Akdeniz kıyı ülkelerinin dahil edildiği bir eylem planı hazırlanması gerekmekte ve bölge ülkelerinin göç komitelerinin  hazırlanan uluslararası plana dahil edilmesi gerekmektedir.

Kaynaklar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s